İSMİZ
AZAM – ALLAH İSİMLERİNİN GÜCÜ
“İsmi Azam’daki büyük sır, ancak tam bir arınma ve ruh
temizliğine sahip olan efrad-ı rical’de tecelli ve zuhur etmektedir. Bu da, nefis ve
ruhun, ismi azam’ın hakikatini perdelemekte olan her şeyden arındığı
zaman ortaya çıkmaktadır. O halde
buradaki sır, evde değil, onun içerisinde oturanda olmaktadır.
İsim bir olmakla birlikte, temizlik ve arınma
şartıyla kullanmakta olan bir kişi, ismi celal’in hakikatine erişip, bu
hakikatle tasarruf etmekte olduğu halde; bir başkası, gece sabaha, gündüz
akşama kadar o ismi zikreder ve bundan çok çok sevap alabilir ama, o kişi bu
arada temizlik ve arınma şartlarından gafil olabilir. Bu sonuncusu, bu durumda,
kapıyı sürekli perde gerisinden çalmaya devam etmekte demektir. Halkın
tamamı, ismi celal’i bu şekilde zikretmeye devam
ettikçe,, bu ismi zikirde, havasta zuhur eden tecelliler onlarda asla zuhur
etmez.”
“Elbette
onlarda olup bitenin hakikatini açacağız! Biz "gâib"ler (olanlardan
bihaber olan) değiliz (Bâtın
- Zâhir O'dur - Görünenin melekûtu Esmâ'mızdandır).” Araf 7
“Esmâ ül Hüsnâ Allâh'ındır
(o isimlerin işaret ettiği özellikler, TEK, SAMED Allâh'a işaret eder... Dolayısıyla bu isimler ve bu
isimlerin işaret ettiği anlamlar sadece O'nundur; beşer anlayışıyla kayıt
altına girmez. Nitekim Mu'minûn: 91'de: SubhanAllâhi amma yasıfun = onların vasıflamalarından
Allâh münezzehtir, buyurulur)! O'na isimlerin mânâlarıyla yönelin... O'nun Esmâ'sında
ilhada sapanları (şirke düşenleri) terk edin! Yapmakta olduklarının karşılığını
göreceklerdir.” Araf 180
“Senin Rabbin,
İzzet sahibi Rab olarak, onların tanımlamalarından münezzehtir! İrsâl olunanlara Selâm olsun! Hamd, Rabb-ül
âlemîn Allâh'a aittir.” Saffat 180-182