Rahman Ne Anlama Geliyor?
"Allâh" ismiyle işaret edilenin, "zerre"lerin zâtını "Esmâ"sıyla ilminde "var" kılma özelliğine işaret eder. Her şey, "var"lığını "ilim ve irade" mertebesinde bu ismin işaret ettiği özellikle elde eder! "Er Rahmanu alel Arşisteva" (Tahâ: 5) ve "Er Rahman; Allemel Kur'ân; Halekal İnsan; Allemehül beyan" (Rahman: 1-4) gereği "ŞUUR"da açığa çıkan "Esmâ"nın hakikatidir! Rahmeti, o "şey"i ilminde, "var"lığa getirmesidir! "Allâh Adem'i Rahman sûretinde halk etti" işareti "İnsan"ın, ilmî sûretinin Rahmaniyet özelliği yansıması üzere meydana getirildiğine işaret eder. Yani Esmâ mertebesinde bulunan özellikler ile! İnsan'ın, Zâtı itibarıyla kendini tanıyışı da Rahmaniyet'le ilgilidir... Bu nedenle "RAHMAN"a secdeyi müşrikler algılayamamıştır (Furkan: 60)... Şeytan (vehim, bilinç) "RAHMAN"a âsi olmuştur (Meryem: 44)... "İnsan"ın Zât'ının "Esmâ" hakikatinden meydana getirildiğine işaret eder! "İnsan"daki "Zâtî tecelli" de budur!
Sonsuz Esmâ ve Sıfat Sahibi..
"Er RAHMAN" O'dur ki...
Mutlak "RAHMET" sahibi olarak, tüm mânâları, varlığından, varlığıyla meydana getirmektedir..
Kur'ân'da;
"RAHMAN ARŞIN ÜSTÜNE ISTİVA ETMİŞTİR"
dendiği zaman, burada işaret edilen şey "Rahmâniyet" mertebesidir!..
Yani çokluğu, kesreti, birimleri meydana getiren isimler ve vasıfların, soyut özelliklerin olduğu Sıfat mertebesi demektir..
Sıfat mertebesi, sahip olduğu özellikler itibarıyla esmâ mertebesi diye de anlatılır.
Esmâ mertebesi denen şey, ilâhi isimlerin anlamlarından başka bir şey değildir.
İşte bu ilâhi isimlerin var olduğu boyut arşın üstüdür...
Bu isimlerin mânâlarının kuvveden fiile çıkması, mânâdan birimselliğe, çokluğa dönüşmesi de arşın altına tenezzülü diye anlatılır.
Rahman" bir özel isimdir ve tercüme edilemez!" (Elmalılı Hamdi Tefsiri ?orijinali? cilt 1, sayfa 32)
"Rahman pek merhametli diye yetersiz bir şekilde tefsir olunabilirse de böyle tercüme edilemez..... ALLAHu tealanın rahmeti, merhameti, bir hissi kalbi, bir temayüli nefsani mânâsına bir iyilik duygusu değildir. Fatiha?da izah olunacagı üzere "İRADEİ HAYR veya İNAMI SONSUZ mânâsınadır." (Aynı tefsir, cilt 1, sayfa 33)
"Vücut her hayrın ve her nimetin aslıdır. Rahman, böyle bir iradei hayr ile bizi cismaniyet ve ruhaniyetimizle ademden (yokluktan) vücude (varlığa) getirerek halk eden ve bununla beraber esbabı baka ve hayatımız olan nimetleri de izhar ve isal eyleyen rahmeti celile sahibidir ki bu rahmetin şumulünden (kapsamından) hariç hiçbir mahlûk bulunamayacağından buna celâili niâm ile rahmet denilir." (aynı tefsir, cilt 1, sayfa 77)
Şimdi buradan da anlaşılır ki, Rahman, klasik anlatımdaki gibi "esirgeyici, bağışlayıcı" gibi beşerî değerlendirme anlamlarının çok ötesinde; evrensel anlamıyla, "dilediği şekilde varlığı yokluktan vucuda getiren, var kılan" anlamındadır!.
"Ürettiğinin" bir kısmı "Rahman"dan gelendir? Acıyla karışık nimettir üretilen.. Bir kısmı "Rahim"den gelen üretimdir, sırf nimet olarak!..
"Rahmaniyet" mertebesinden, "ilmi ilâhideki ilâhi esmânın toplu halde bulunduğu mertebedir" diye söz edilirse de; gerçekte burada topluluktan veya ayrılıktan söz edilemez.
"RAHMANİYET", ilâhi esmânın hazinesidir, deriz; ki bu da mecazi bir ifadedir... Gerçekte, böyle bir tanımlamadan da münezzehtir "ALLAH"!.
er-Rahman
(tüm El Esmâ özelliklerini mündemiç olan)
er-Rahîm'dir
(tüm El Esmâ özelliklerini açığa çıkaran-o özelliklerle Efâl âlemini seyrinde yaşamakta olan).
Er-Rahman: ismi özelliği sonucu âlemleri yaratmıştır